Uzun zamandır kahvaltılık tarifleri atladığımı fark ettim, bu hiç kahvaltıya yapılır mı? Ne demişler “Kahvaltıyı kendine ayır, öğle yemeğini dostunla paylaş, akşam yemeğini düşmanına ver.” Bazen azıcık akşam yemeğini de kendime ayırsam da kahvaltı her zaman benim baştacım. Ama krem peynirli krep sadece kahvaltı için değil, 5 çayı masalarına, hafif atıştırmalık sofralara da çok yakışıyor hemen söyleyeyim..
- 2 adet yumurta
- 2 kahve fincanı un
- 1 su bardağı süt
- 1/2 çay kaşığı tuz
- 1/2 kahve fincanı sıvı yağ Yapılışı: Öncelikle krep hazırlamak için; yumurtalar kırılarak güzelce çırpılır. Önce süt, daha sonra tuz ve un da katılarak hiç topak kalmayacak şekilde karıştırılır. Küçük boy bir tavaya çok az sıvı yağ dökerek orta hararetli ateş üzerine konulur. (Hatta yağı yumurta sürme fırçasıyla da sürebilirsiniz, ne kadar az yağ olursa o kadar hafif oluyor.) Tavanın dip kısmı tamamen örtülerek yuvarlak bir şekil alacak şekilde sıvı karışımdan dökülür. Tavayı salladığınızda krep hareket ediyorsa, yani artık tavaya yapışmıyorsa diğer tarafı çevrilir. Üzeri hafifçe kahverengi olana kadar aynı işlem tekrarlanır. Bu ölçülerdençıkan 7-8 adet krebin her birinin üzeri sürülebilir beyaz peynir ile sıvanarak rulo yapılır. Hazırlanan krep ruloları ikişer parma eninde kesilerek kürdan ile sabitlenir. Minik lokmalık atıştırmalık olarak servis edilir.
Yeni Bir 5 Çayı Masası
Bırrrr soğuk, ama bir o kadar duru ve güneşli bir Cuma sabahından herkese günaydınnn :) Zamanın nasıl geçtiğine dair bir fikri olan var mı? Jet hızı ile değil mi, hele benim gibi hemen hemen bütün Cumartesileri, bazen Pazarları da dolu olan benim gibiler için. Aslında şikayet de etmiyorum, çünkü sürekli hareket halinde olmak benim tercihim, bir de yorgunluk olmasa :) Neyse sözü daha fazla dolandırmadan geçen haftasonu misafir olduğum harika masanın fotoğraflarına geçeyim. İş yerinden arkadaşım Hüsna’nın salata ağırlıklı masasına hepimiz bittik, hatta dönüşte kızım “Anne, ne kadar lezzetli şeyler hazırlamıştı Hüsna Abla.” diyerek beğenisini dile getirdi. Her şey için teşekkürler, ellerine sağlık Hüsna’cığım :)
Fırında kaşarlı mantar ile sıcaklara başladık :)
Bol nar ekşili sosu ile zeytinyağlı saprak sarmalarına bit-timmm…
Kaşık kaşık kısır en çok talep gören salata idi.
O güzeldi, bu güzeldi derken kereviz salatasının hakkını yememek lazım, harika idi.
Hellim peynirli roka salatasından 3-4 kaşık almışımdır herhalde :)
Yine bol ekşili Brüksel Lahanası oldukça hoşuma gitti, hatta ertesi gün markete gidip aldım ve yaptım, tarifi yakın zamanda blogda olacak inşallah..
Acur ve kelek turşusu da arkadaşımın marifetli ellerinden çıkma.
Peynirli börek
Kedidili ile yapılmış tiramisu
Yapıp götürdüğüm haşhaşlı, bademli, limonlu tepsi keki
Son olarak da kapanış Osmaniye ellerinden gelmiş kabuklu fıstık ve antep fıstığı ile oldu, onlar benim güzellerim, yerim onları ben yerim :)
3-2-1-0 Pogaça :)
Herşey kuzenimin bana çaya gelmesi ile başladı. Elinde koca bir tabak dolusu poğaça, nedir bunlar dedim 3-2-1 poğaça dedi. Aman o da neymiş acaba deyince; “Aaa senin haberin yok mu, yapmayan kalmadı, nasıl görmedin?” diye de azarladı. Üzerinize afiyet, bir oturabilsem, diğer blogları da şöyle ziyaret edebilsem, biraz ufkum açılsa ne iyi olur ama, şikayetim bir türlü yetmeyen bu zaman darlığı işte :) Neyse sadede gelirsek o gün yiyip, sonrasında kaç kere yaptımı söylersem ve her yiyen tarifini aldı desem size lezzeti hakkında bir fikir verir herhalde. Aslında 3-2-1 pağaçasına bir de 0 eklemek istiyorum, çünkü poğaçaların içine, olmazsa üzerine mutlaka sürdüğümüz yumurta bu poğaçada hiç kullanılmıyor. Ben hamuruna dereotu da ilave ettim, ortaya çıkan lezzetten çok memnun kaldım. Bu kadar övgüye, hala denemediyseniz bir kez deneyin bari :)- aldığı kadar un (Yaklaşık 4-5 su bardağı gidiyor)Yapılışı: Öncelikle iç harcı hazırlamak için patatesler haşlanarak püre haline getirilir. İnce ince doğranmış soğanlar büyükçe bir tavaya alınarak sotelenir. Soğanlar altın rengini almaya başladığında püre haline gelmiş patates ve arzu edilen baharatlar da ilave edilerek 2-3 dakika beraberce sotelenerek soğumaya bırakılır. Bu arada dere otu yıkanıp ince ince doğranır. Galeta unu hariç tüm malzemeler yoğurma kabı içerisine alınarak yoğrulur. (Unu azar azar eklemeyi ihmal etmeyin) Normal poğaça hamuruna göre biraz daha yumuşak, ancak ele yapışmayan bir hamur elde edildiğinde, 20 dakika kadar hamur dinlendirilir. Dinlenmiş hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak avuç içerisinde açılır. Hamurun orta kısmına hazırlanan harçten bir tatlı kaşığı kadar konulupüst kısmı büzülür ve tekrar elde yuvarlanır. Yuvarlanmış hamur topları bir kase içersine konmuş galeta ununda yuvarlanarak her tarafı galeta ununa bulanır. Önceden ısıtılmış, 180 dereceye ayarlı fırında 15 dakika kadar pişirilir. (Başından fazla ayrılmayın, ara-ara kontrol etmenizi tavsiye ediyorum, çabuk kavrulabiliyor.)